25 Ocak 2010 Pazartesi

LoVe











Benim gibi ortayaşın tozlu raflarında gezen insanlar hemen hatırlıcaklardır.
Ne güzel bir tesadüf ki bugün birden aklıma geliverdi, aradım buldum.
Müziğin güneşi, sözlerin elma şekerliği
İştahınızı abartmıyor mu hımm?


dipnot:15 yaşındaydım onbeeeşşş

20 Ocak 2010 Çarşamba

U R my AngeL













harmony
harmony
DeucE
harmony
harmony

Bloggerda kendi alan adınızı kullanmak

Geçen gün Loreathan'nın şu postunu okumuştum aklımda kalmış, dün de Bayan Doolittle sorunca hadi tekrar bakiim dedim.
Bir önceki blogumda kullandığım yöntem Loreathanınkine benzerdi, ama gene de bi blogger help i okumak istedim.
Oh la la , çok basitmiş yahu, google nelere kadirsin, ödeme yaptıktan 5 dakika sonra blogum yeni alanadına yönlenmişti bile.
Kumanda panelinize girin, Ayarlar-Yayıncılık ve devam.








Sonra bloğumuz için hangi adı istiyorsak yazarak kontrol ediyoruz




kopekleriseverim.com istiyorum





Şağıda gelen formu doğru ve eksiksiz doldurmanızı öneririm




Sonrasında kredi kartı bilgilerinizi gireceksiniz , 10 $ yıllık alanadı ücreti ödeyeceksiniz.  Google kendi kendine herşeyi halledecek. Son olarak şöyle gözükecek, kaydetip çıkabilirsiniz,



Ben yaptıktan 5 dakika sonra blogum yeni ismine yönlenmişti.

19 Ocak 2010 Salı

Check up




En son 10 yıl önce chek up yaptırmışım yuh bana, tembelliğin daniskası, hoş ailede bi sürü doktor var belki de o yüzden ihtiyaç duymadım.
Herneyse dün 2 arkadaş Kent hastanesine check up a gittik, yok Karşıyakadaki diil Alsancaktakine.
Danışma  , ıııh güzel diiller, 2. kata çıktık ııh bunlar da güzel diil.
Nerde len güzel hatunlar hımmm , dinci hospital Şifa da bile eli yüzü düzgün bi sürü hatun kişi var.

Hayal kırıklııı, bari hemşireleri güzel olsa diye içimden geçirirken malesef o hevesim de kursağımda kalıyor.


                                                      ***
3 şişe su iç, kan ver, muayene ol. Bi türlü çişim gelmiyor göbek oldu davul.
                                         
                                                      ***

1. kata indik tekrar, ultrasona giricez, ana bir anda 2 huri beliriverdi. Biri aynı benim eski sevgilim, bu kadar benzer, oldukça kalın bi hatun. diğeri bildiğimiz İzmirlilerden sarı saç mavi göz çıtı pıtı. Oh be hiç olmazsa hastanelere olan inancım sürecek.

                                                      ***
Ultrason ne garip şey, insan irkiliyor mirim, ulan hamile olabilirmiyim acaba???
Biranda nerden geldiği belli olmayan bir sıkışma içine giriorum, bi de doktor buz gibi sıvıyı sıkıp sıkıp kasıklarıma bastırıyor, işedim işicem, dayanamıyorm koyvercem şimdi.

                                                      ***

Aman işimiz bitiyor, hafif bi atıştırma, şirkete dönüyoruz , 14:30 da sonuçları almaya gidiyoruz.
Kolesterol sınırdaymış, diet yapcakmışız, yaş müsaitmis.
Sen kendi yaşına bak, parmaaanda yüzük te  yok evde kalmışın işte zirzop!!!
Diete bakıyorum, sakatat yasak, et yasak o yasak bu yasak ohooo, bunları yemeden 20 yıl yaşıcaksam kalsın, ben keyif pezevengiyim. Hepsini yirim paşa paşa yaşarım 5-10 yıl. Sağ akciğerin altında hafif bi deformasyon, sigara ah sigara. Bu arada İzmirde doğru dürüst bi gym bilen varmıdır? Balçova Kipa demeyin baya pahalıymış diye duydum.
Çıkıp bi güzel kelle paça içiyorum. 

                                                      ***

Evdeyim , ama gün boyunca bir bulanıklık vardı gözlerimde, canım da sıkılıyor birkaç zamandır, bari bir kitaba başlıyım dedim aldım okuyorum, "Tetikçi" . Kanepede içim geçivermiş, telefonla uyandım, özlemişim.
Kolum kaşınıyor , acıyor da, bakıyorum bişi yok.
1:30 gibi uyudum, 10 dakka geçmedi bir fırladım, sağ ayağım resmen kasılmış bir şekilde frene basıyor. Uykumda bir solluyorum direk kamyona kafadan küüüüt, baya bi kötü uyandım.
Sabaha kadar gene böyle kazalı rüyalar gördüm, neyse,  uyandım kolum sızlıyor.
Her sabah duş alıp mis gibi kokmak lazım, soyunuyorum , anaaa sağ kol mosmor. Babama iniyorum, annatıyorum, 1-2 kompres, meret acıyor da , ki benim canım hiç tatlı değildir, acaip dayanıklıyımdır , acı eşiğim de pek yüksektir.
Kan alırken derinin altına kaçmış işte diye düşünüyorum ama niye geceye kadar bişi yoktu da sabah birden oluştu , saçma.

Neyse sabah tekrar hataneyse gittim, ender rastlanan bi durummuş, kompres için ilaç yaptırdılar, lasonil, cataflam.  Biraz azalmış gibi ama hımmm.



Sonuç olarak gencim güzelim at gibi sağlıklıyım peeh

15 Ocak 2010 Cuma

Mana Travesti




Kramer ritmci diildir, beceremez , çok hızlı çalmış. Sanırım geçen sene kaydetmiştik bunu, ayrıyız ya bakıp bakıp "vre malakacım şerefine" hesabı. Bu yaz inşallah gelir de doğru dürüst elekto ile kaydederiz, o zaman dadından yenmez.
Bir Panousis parçası, "Ena Tragoudi Gia to Xeimona" yada benim bildiğim ismi ile "Mana Travesti". Orjinal kaydı bulabilirseniz ki bende var :) , Yunanistandaki sansür dönemine rastladığını, ardı kesilmeyen biiiiiip lerden rahatlıkla anlarsınız, hoş Panusisin sözleri de yenilir yutulur cinsten diil.

dipnot: Ayıp, arada bi flüt çalmak lazım  ağlar alet.














14 Ocak 2010 Perşembe

Métamorphose






Cuma gecesi balıktaydık, sabah ta tekneyle çıkalım dedik. Hiç uyumamışız, ateş yakmasak kesin donardık sabaha kadar, herneyse, Aliağa belediyesinin önünde banklara uzanmışım martıları seyrediyorum,
abim yaklaştı; "oğlum hastamısın?"
"Yooo"
"ilaç mı içiyosun gene?"
"Nerden çıkardın abi?"
"e iki gündür tek sinir yapmadın bana, hiç küfretmedin de, telaşlandım"
!!!
------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Aynı günün gecesi, balıktan dönmüşüz ama nasıl başım ağrıyor nasıl, elektrikler kesilmiş, doğalgaz kendini kesmiş ev buz , soyunmuşum, çıplağım ve sıcak su yok!!!
Bütün bunlar benim çıldırmam için yeterli sebepler hattta çok fazla çok.
Herneyse, telefonda bir arkadaşımla konuşuyorum, ona kızıp kızmadığımı soruyor .
"neden kızayım ki, sen zaten kendine çok kızmışsındır"
"Uykusuz sen hep balığa çık emi"
!!!
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Evelsi gün, feci bi yağmur vardı, ofise zar zor attım kendimi, saç baş daaalmış (bu arda saçlarımı kestirdim bok gibi oldu) , kartı okuttum kapıyı açtım, tam karşıda resepsiyon var, sekreterimiz Arzu oturuyor;
"Uykusuz, sende bi değişiklik var, zayıfladın mı sen ? bişi var (dudak ısırıyor)
[(saptama) uykusuz diil uykusuz bey, unutuverdiniz birden hanfendi hımm? dudağınızı farketmedim sanmayınız ayrıca?]
"herzamanki gibi yakışıklıyım ne var bunda?"
"Hayır yani öyle de , mırın kırın"
!!!
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 Ne biliiiiim bişiler var heralde ki... Aslında minik minik ben de farkındayım değişikliklerin,
*Gene çok kahve içer oldum,
*Eskiden sakin olmak için içerdim şimdi daha çok zevk için içiyorum sanki,
*Ben hayatımda hiç son zamanlarda konuştuğum kadar çok telefonda konuşmadım.
Tersim ben, uyuzum, kıllanan adamım, daralırım, bunalırım, zaten konuşkan bir adam diilim. Eve geliyorum, yemek yapıyorum , 1-2 kadeh bişi derken bi konuşmaya başlıyom anaaa saat 1 olmuş, acaip şaşırıorum buna.
*Kitap okuma işine ara verdim 3-4 gündür hoş diil.
*Hava biraz sıcak olsa Güzelyalıda bi gece yürüyüşü ve bol bol fotoğraf çekmek istiyorum, bu da absürd geliyor mesela, hanım kıçıyla gülerdi duysa.
*Evcil bi adamım ya , ööle diiilmişim meğer arkadaşım uyardı, hakkatten hiç eve gitmek istemiyorum akşamları.
*Şimdi bi hedef te koydum kendime, tek başına sinemaya gidicem. Hala iddia ediyorum ama eminim sevmicem, dokunmatik paylaşımcı bi adamım ben, yanımda biri olmalı.

garip geliyo adama, ama çok daha huzurlu ve mutluyum şimdilik.

dipnot: Bu da  hasılat , ayrıca ben UykusuZ yazmak durumunda kaldım, siz yazmayınız sakın bloglarınızda veya yorumlarda.


13 Ocak 2010 Çarşamba

İçelim açılalım bu gece





Bira

Canım çektiğinden diil aslında,
Bi bangır bangır Das Modell, 
Bi de araba kullanmayı,
Ama ikisini de kafa güzelken yapmayı sevdiiimden
Seninle derdim

dipnot:Do not try this at home

12 Ocak 2010 Salı

Bu Gece







çatılardan sekmişiz
kafa bi dünya
biraz canını yakıcam
müziği sonuna kadar aç
ışıkları kapa
perdeler aralık kalsın



10 Ocak 2010 Pazar

Shiny Happy People





Şimdi, bu şarkıyı ben çalıp sölemek isterdim ancak tek başına sölenmicek bi şarkı, napalım mecburen ReM le yetincez,
 winston wolfumvolkswagenim , Tanrı bir yastıkta kocatsın , sağlık mutluluk huzur evinizden eksik olmasın,

Amin.

08 Ocak 2010 Cuma

Bangles


Banyosuyu'nun şu postu şimşekleri çaktı.
Hayatımın hangi döneminde hangi duygudurumunda olursam oliiiim dinliciiiiim bi parçadır.
Örnek veriiim bu sabah işe gelirken Tehlikeli Şarkılar 2 - Pantera dan bahsedicektim ki arada dağlar diil eşşeğin örekesi kadar fark var, tutup Bangles dan Manic Monday de kaldım.

1- Susanne he hoş kadınmış anasını satem, da nie hep sağa sola baktırmışlar, ne güzel gözleri var halbuki
2- 0.58' de Vickie'nin bacaklara bakarmısınız lütfen. Bir kadında önce bileklere sonra dizaltına bakılmalıdır, aksini söyleyen erkek te amatörden başka bişi diildir!
3- Üzgünüm Susanne ama benim tipim Anette 02:13' .
4- 2:34' tekrar Susanne a mı aşık oluormm?
5- Bu da ne ilginçtir ki Prince bestesidir, ne dediiimi annamak için Martika  Love Thy Will Be Done ı bilmek gerekir
6- 2:46' son kararım Anette!

07 Ocak 2010 Perşembe

Şeytan Yıldızı - Jo Nesbo







Jo Nesbo
KORİDOR YAYINCILIK

Genç bir kadın Oslo'daki dairesinde öldürülür. Sol elinden bir parmağı kesilmiş, gözkapaklarından birisinin altına beş köşeli yıldız şeklinde küçük kırmızı bir elmas yerleştirilmiştir bir pentagram, yani şeytan yıldızı.

Müfettiş Harry Hole uzun zamandır düşman bellediği Tom Waaler ile birlikte bu soruşturmada görevlendirilir. Önceleri onunla birlikte çalışmak istemese de, zaten teşkilattan atılmak üzere olan Harry’nin başka bir seçeneği kalmaz ve kendini düştüğü alkol batağından kurtararak işe koyulur.

Bu cinayeti bir dizi benzer cinayet daha izler. İşleniş şekillerinden Oslo’da bir seri katil olduğu anlaşılmaktadır. Beş köşeli yıldız, bu cinayetlerin gizemini çözmekte oldukça yardımcı olacaktır.

 dipnot: Gene yaptım gördün mü hem bu sefer 517 sayfa. Tamam çalışmıyorum kitap okuyorum, ama napiiiim çok heyecanlı

Tehlikeli Şarkılar 1

Önce şarkı






İşten çıkorsunuz, hava muhteşem, Kordon 10 dakka.

Mecburen Atatürk Lisesi, hızlı adımlar, az kaldı.

Manjeye varış, uyuzum ben hep aynı yere giderim.
 
Biraverler, biraderler,

Arasıcak, klüp sandviç, buzlu badem, daha çok biraver.



Sarı saçlı, kırmızı tırnaklı fifiler.Yaş, sen de 23 ben diim 25 surat, suratta bi karış Bedri Baykam, ama çirkinsiniz işte,

Peeeh işte bu güzel, kısa dik saçlar, erkeksi, küçük memeler, pastel hafif makyaj, gümüşler. Çaktırmadan bakmak lazım ayıp!  Üstüne de bira, hayattan zevk almayı bilceksin, ürkütmiceksin.

Çarşamba akşamı, Sunset te Manje de full, bu şehir sevilmez mi, içen içene , kimse kimseye karışmaz


Arpa etkisini gösterir, beyinler döner, kasıklara hakim olmak zorlaşır, ah bir de şu tuvaletleri biraz daha geniş yapsalar. 

Pis bi duygu bu , yıllardır bi peşimi bırakmadı, ama sanırım artık ben akıllanıcam, uslu çocuk olucam. Cezalar olmuş 800 lira mı ne, üstüne üstlük ehliyet te gidiyor, diğer yandan burası İstanbul diil ki, şoförlerin hepsi öküs! En iyisi cd nin sesini kısmak, hatta şarkıyı hemen değiştirmek, ayağı gazdan çekmek. Tehlikeli Şarkılardan hemen kurtulmak, fırıldak bişiler dinlemek.

Samolet (UÇAK) By Zemfira
how many airplanes have been in my life
one can never guess where it will fail to land
i am paying
for these letters and numbers
i will fly, straight into the news
i will call you, once more we can be silent
we will smile for each other
i am trying to deal with the fallen sky
I am far from being a wimp,
but there are serious shoot outs here
i am silent
there is a white lonely sail
fool, he does not comprehend anything
ships have a heart and the possibility to choose
and smile as they are dying
you and I, slightly longer and we will explode
it's a shame I still cannot learn to stop
I accelerate like a free bird
fine, I will be reserved and grown up
the snow begins, which means something has changed
i love your tangled hair (x 5)
i will call you, we can be silent once more

dipnot:çeviri bana ait değildir






06 Ocak 2010 Çarşamba

Eyleme Gidiyoruz



LÜTFEN BURADAN OKUYUNUZ, DESTEK SİZE KALMIŞ

05 Ocak 2010 Salı

He was married to the Bosphorus

Önce müzik



Hatırlarım, kahverengi ince süet bir montum vardı, çok severdim. Hiçbir zaman sıcağı seven bir adam olmadım,
bi gomlek , çok soğuksa ince bir kazak üstüne süet montum, kulaklarda walkman, aşk,
Rumelihisarından Bebeğe doğru, esen rüzgara inat asilik eder yürürdüm,



Bazen Aşiyan mezarlığı yanındaki yokuştan tırmanır, yarı yolda bin pişman olurdum.
Kantinden pepperoni alıp Manzaraya otururdum. Objektifi biraz daha çevirmeliydi deniz çok az görünüyor, en soldaki ağacın ordaki bankı tercih ederdim, duvara oturup ayağımı ağaca yaslardım.




Aklıma neler gelmezdi ki, Kennedy Lodgedaki o parti, erkek yurdunun arkasından havuza inen yolda beni çekip öpüşü, o geceki repertuar, bir sürü tanıdık yüz...


Yukarıdan da inmek mümkündü tabii, binlerce kez indim bu yoldan aptal aşık!



Sonraki yıllarda 1-2 mezuniyet gününe gittim, aynı tanıdık yüzler, çocukları, kırlaşmış saçlar, marka giysiler, büyümüş popolar,



Çok ta heyecanlanmadım yurdun arkasındaki yoldan tekrar geçerken, hatta o kadar yılımı harcadığım hatunun yüzünü bile hatırlamadım, ama pis öpmüştü ben de tabii saf, aşık, salak oğlan.

Düşünüyorum da, baya büyümüşüm, eşşek kadar olmuşum hatta, deri montum var,  mp3 çaları kulağıma geçirip buz gibi karda yürürüm Rumelihisarından Bebeğe, belki olgunluktan duygularım garipleşmiştir, gene de aşık olma özlemi hissini bilirim.

04 Ocak 2010 Pazartesi

Yalnız Kalpler Cinayetleri


Evet ben yaptım, bir solukta okudum, yani dün gece 01:30 civarı karın ağrılarımın başlamasıyla bugün19:00-23:15 saat leri arasında.
Tam 333 sayfa -hasbinallah- . Arada kaymadımmı tabii ki de geri dönüp dönüp tekrar hatırlamak zorunda kaldım ama azim ettim betonu deldim. Polisiye, ama gene de bi başlangıç dimi?
Gene yapıcam bak görürsünüz.

dipnot: Bilmeyenler "nooluyor yahu demesin" , ben altın çocuk serileri ve 100 sayfa ile sınırlı kitaplardan başka bişi okuyamammmm. (Cin Ali diiiil lütfen, teessüf ederim)

Bir gazetenin 'Yalnız Kalpler' sütununa yazarak erkek arkadaş arayan Shirley Peters bir cinayete kurban gider. Cesedi on iki saat sonra kendi evinde bulunur. Bir İngiliz kentini sarsan acımasız cinayetlerden yalnızca biri. Terkettiği sert erkek arkadaşı Tony Macliesh, en önemli şüphelilerden biri... Kısa bir süre içinde Aberdeen treninden indirilerek gözaltına alınır.
Her iki cinayetin de sadist bir katilin işi olduğuna inanan Dedektif Charlie Resnick, elindeki bir manyak tarafından parçalanmış iki 'yalnız kalp'i parçalayan adamı bulmaya ve bu alçağı ait olduğu yere tıkmaya çalışıyor... Bu arada kendi 'Yalnız Kalp'ini de sarmayı da ihmal etmeden. 'John Harvey'nin romanları müzik olsaydı, onları Charlie Parker çalardı' diyor New York Times Book Review'da bir eleştirmen. Şairliği, senaryo yazarlığı ve romancılığının yanı sıra yetenekli ve bilgili bir caz dinleyicisi de olan bir yazar için yerinde bir övgü. Uzun yıllar Nottingham'da yaşamış olan Harvey şu anda Londra'da oturmakta. Yalnız Kalpler Cinayetleri, John Harvey'nin 'Bir Charlie Resnick Polisiyeleri'nin ilki.

Karnım arıyo a dostlar



Kaç kere söz verdim kaççç!!! Bi daha kokoreçle süsbüber turşusu yemicem, soğan yemicem, pulbüber  atmıcam diye.
Al sana sabaha kadar kıvran dur şindi.
E be anne, dokunuyor biliyosun ne halt etmeye o caaanım tarhananın yanına süsbüber turşusu getiriosun.
Öküs, 1 tane ye dimi neediyon 7 tane #$!!#$! , off offf

20on mutluluk kuşu başıma kon



Evet gene Tokio, bi önceki postta bi şarkılarını yayınlamıştım zaten, öğrenilesi.

2010 dedik 4 gün tatil dedik bol bol balığa çıkarız dedik ancak doğa ana her zaman olduğu gibi gene istemedi, tüm tatil fırtınalı geçti. Yarın düzeliyor ama bu sefer de işe gitmek var, gelecek hafta sonu gene fırtınalı (hay bin kunduz).
Valla evden çıkmadım desem yeridir, bekarlığın tadını çıkarmakla meşgulum. Merakları giderelim, hayır henüz boşanamadım, uzunca bir süreç olacak ama en azından zorunlu bir ayrılık başlattım diyelim.
Planları yaptım bakalım ne kadar uygulayabilicem.
* Hemen bir google search, İzmirde bir doğa yürüyüşü grubu buldum, balığa gitmediğim zamanlar sosyal bi aktivite olur,
* Dansa başliim diyorum, aslında amaç Merengue ama mecburen diğerlerini de öğrenicez. Neden Merengue, zor bişi diil aslında, Brezilyada seyredip aşık olmuştum. O iş kolay benim elemanlardan birinin dans okulu var :)
* Tabiiki bol bol balığa gidicem, hem de istediğim kadar kalıcam,
* Ben neden bisiklete binmiyorum yahu, çürüyor, arabaya bi aparat alıp Güzelyalıya sahile inebilirim, hatta Jilet te katılır belki,
* Azmedip şu foto çekme işine biraz kafa yoriiim diyorum, bi sürü döküman video var , ilgilenmiyorum ondan sonra neden benim fotolar berbat diyorum,
* Makinaları yaptırdım oltalara elimi sürmedim, bi elden geçirmem lazım,
* Zor da olsa okucam azmettim, kütüphanemde bi sürü kitap var,
* Mümkün olduğunca her postunuzu okumaya çalışıyorum, pis takip ederim,
.
.
.

Varoğlu var, mühim olan popoyu kaldırıp bi yerden başlamak.
Sonuç itibariyle durum şu anda budur, sizlerden ricam eski adımı hiçbiryerde kullanmamanız, burası da deşifre olmasın.

02 Ocak 2010 Cumartesi

Erken yatarım erken kalkarım bir yumurtayı sutle cırparım





Sabahlara kadar oturursan böyle geç kalkarsın, huysuz olursun, durmadan da esnersin işte. Sabahleyin yağmur yağmış, şimdi güneş var oldukça da sıcak, ama şu rüzgar yok mu deli eder insanı. En iyisi bugün çıkıp gezmek biraz, belki resim çekerim.
Yazlığa da gidebilirim aslında, akşam Pamucağa gider 1-2 olta sallarım belki.
Yada rakı şişesinde balık mı olsam?