09 Şubat 2010 Salı

Çöküş - Neden Tehlikeli şarkılar 4. bölüm




Şeytani 4lünün en tehlikelisi, pek severim kendisini, itiraf ediyorum selfrighteousuicideme yahoo nicki bendim ;)

O gün çok sıkıntılıydım, göğsüm parçalanacak gibiydi. Tam olarak hangi gün olduğunu hatırlamıyorum, hafta içi miydi hafta sonu muydu, sanırım Cumaydı.
İşten çıkmıştık, hiçbirşey yapasım yoktu. Peripeti en sevdiğimiz yerdi, oraya bile gidesim yoktu. Zülü bırakmak istemedi, ona gidelim dedik.
O zamanlar Mecidiyeköy profilonun arkasında oturuyordu. Önce Profilodan çerez vs 1-2 bira aldı.
Artık dayanacak gücüm kalmamıştı, markette deli gibiydim. Lanet olası sıkıntı bir türlü geçmiyordu. Göğsümü parçalamak istiyordum, sanki içimde bir ejderha vardı ve durmadan alevlerini püskürtüyordu.
***
Eve gittik, Zülü çerez pek sever, dolabında hep bulunur. O kadar da güzel karıştırır ki onları, üzümü, kaysısı, fındığı, kavanozlara koyar, birayla da harika olur. Öyle başladık, çok ta bişi içmedim 1 bilemedin 2 bira. 
***
Defol git artık, çık içimden gittt.... 
Start-Run-Notepad [ENTER]
"Zülücüm, tüm şifrelerimi yazıyorum, iş ile ilgilli herşeyi şu klasörde bulabilirsin.
Alt dudağından öperim *" [SAVE]
Şimdi bunu boota (makinanın açılması) yerleştireyim . Hardware şifremi de kırayım, direk ekrana gelir.
"Sülücüm ben biraz dolaşmak istiyorum, makinayı  sen getirirsin taşımayayım şimdi".
***
Eve nasıl gittiğimi hatırlamıyorum, şeytani 4lünün en güzeli bangır bangır kulaklarımı dolduruyor eve ulaşmak için bastıkça basıyordum. Bolca küfür yemişimdir Büyükdere caddesinde. 
Eve vardım, banyoya girdim, fayanslara yaslandım, hiç tereddüt etmedim, jileti elime aldım...
***
Ne kadar süre geçti hatırlamıyorum kapı zili hiç susmuyordu, istifimi bozmadım. Kapının çatırdığını duyabiliyordum, kendime geldim, rezil olurdum, bitmişti, rahat bırakmayacaklardı .
Kapıyı araladım, Zülüyle kapıcı mevki almışlar son bir kere yüklenmek üzerelerdi. Aralayarak Zülüyü  koludnan içeri çektim. 
Dehşet içindeydi, Banyodan kapıya kadar heryer kırmızıydı. 
Utanıyordum, yapacak birşey yoktu. İki bileğimi de baya bi doğramış ama damarları kesememiştim. Hala beni durduran bir güç olduğuna inanırım, bilemiyorum.
Zülü birşeylerin ters gittiğini anlamış olmalı, makinayı açtı mı hala bilmiyorum hiç sormadım.
Figeni aradı. Figen de babamı aramış. 
***
Ertesi sabah, gözlerimi araladım, tanıdık iki yüz, 
amcam gülümseyerek; " çorba yaptım yavrucum sana " diyerek saçlarımı okşuyordu.
Babam gülümsemeye çalışıyordu ama yıkıldığını görebiliyordum. Yer yarılsın içine gireyim diye birşey yok, onunla tarif edilemez, hafif kalır.
Bileklerim temizlendi, uyudum. 
***
Haftasonu bitti işe gittim, olay 3-4 kişi arasında duyuldu. Benim şirketim Türkiyenin en zeki, en güzel insanlarının çalıştığı bir yerdi eskiden. Araştırmalar yapılmış, doktor bulunmuş randevu alınmıştı bile. Kimse duymadı başka. 
***
İlk başlarda kesik kesik, inkarlı, kavgalı seanslarım oldu. Bir süre sonra Manik depresyon  teşhisi konuldu. 2006 yılına kadar piyasada çıkan her türlü ilacı denedim. Uzun süre lithium kullandım, işe yaramadı, arada bir sürü ilaç kullandım, 3 yıl sonra tekrar lithium a döndüm, zehirlendim, Çapa'dan kan örneği alıp Amerikaya göndermek istediler, sonra ödenek sağlanamadığını öğrendim, ayrıntısına girmiyorum.
Çok araştırdım, internette ilk kez yayınlanan paper ları bile takip ediyordum, birçok yurtdışı gruba, kliniğe üye oldum. Çok okudum, karşılaştırdım, gözledim. Tabii bu kolay olmadı, uzun süre inkar ettim (buraya dikkat).
Koyulan teşhis bipolar, rapid cycler idi, kitaba göre bir insan 12  ay içinde 4 kere duygudurumu değişikliği veya atak yaşıyor ise "rapidcycler" kategorisine giriyor. Bu depresif, manik, hipomania veya karışık olabiliyor, dondurma gibi :) . Malesef benim durumum dakikalarla bile değişiyordu. 
5 yıl tedavi gördüm, hiçbir ilerleme olmadı, hiçbir ilaç işe yaramadı. Manik depresif olmadığımı çoktan anlamıştım. Uymuyordu, arada hipomani oluyordu ama herkes arada bir mutlu olur dimi?  ve bir daha hiç manik bir atak yaşamadım, oysa olması gerekirdi?
Manik depresif değildim. Başka bir doktora daha gittim, 2 doktorum da aynı üniversitedendi, toplandılar değerlendirdiler. 
İkinci doktorum birgün birşey farketti (komiktir bu çok) . Gecede 8-10 kupa kahve içerdim, rahat rahat uyurdum sonra mışıl mışıl. Birden ışıklar parladı adamda "Sakın sen ADD** olmayasın?"
Tekrar yeni bir ilaç yeni tedavi, bu sefer amfetamin almaya başladım, HÖNK!!! , yıllarca sen tam tersi bi tedavi gör , şimdi de uyarıcı , peki.
İlaç kırmızı reçete heryerde yok, Nişantaşından alıyorum, almadan önce bir de doktoru arıyorlar, hani şu kamyoncuların uyumamak için aldıkları ilaç var ya Ritalin, o.
O da işe yaramadı.
Sonuçta hastaneye yatırılmam ve yeni farmakolojik ilaçları denemem önerildi, tabii ki reddettim. 
Bu arada evlendim, boşandım, bu halde bir evlilik yürütmek mümün değildi. Bir süre sonra tekrar evlendim, herşeyi bıraktım İzmire göçtüm.
2006 dan beri ilaç kullanmıyorum, işimde başarılıyım, 4 senedir evliyim, balık avlamayı , doğayı , hayvanları seviyorum. 
***
Birgün bi de baktım ki, tehlikeli şarkılara başlamışım, bloguma koyuyorum, vardır bi sebebi dedim. Sonuçta evlilik durumumu biliyorsunuz, kısmet, yanlış kararlar, yanlış zamanlar. Belki de birşeyler tetiklemiştir?
En önemlisi nedir biliyormusunuz?  
FARKINDA OLMAK
farkındayım, kendimi tanıyorum, acil durumlar için her ihtimale karşı hala Rivotril bulunduruyorum, ama mücadele etmeden asla.O zamandan bu zaman bir tek bu son ayrılık sürecinde evde kavga etmemek için 3 kere kullandım.
Bazen bloglara bakıyorum, karanlık, depresif, melankolik... okuduklarımdan anlıyorum , kolayca tanıyorum sahiplerini. 
Ben ekstrem bir örneğim, ben yapabiliyorsam siz 100 kere yapabilirsiniz. Yardım alın, kendinizi tanıyın, durumunuzu bilen birileri mutlaka olsun, araştırın, yalayıp yutun, mücadele edin ve farkında olmayı öğrenin. 
Tehlikeli şarkılardan da uzak durun.

dipnot: resim deviantart tan linklenmiştir, Ivyblue resme Chop Suey adını vermiştir ve harika bi kompozisyondur.
 
* Alt dudağından öperim: Dedim ya Zülü koca dudaklı bir devdir, aramızda bir sevgi gösterisidir bu.
** ADD : Attention deficid hiperactivity disorder
*** ChopSuey: Çin yemeğidir. Trafik kazasında hayatını kaybeden ve şarkıya ilham veren kızın en sevdiği yemektir. Ivyblue resme Chop Suey adını vermiştir ve harika bi kompozisyondur.


18 yorum:

banyosuyu dedi ki...

Benim soad listemde 1 numara toxity mi Chop Suey mi düşünüyorum.

ama heralde benim sıralamam da bu olurdu.
diğer mevzular üzerine yorum yapmıcam. bana düşmez bazı şeyler.
herşey insanlar için.iyisi de kötüsü de.
ben her 2sini de görmüş biri olarak her zaman geyikten yanayım :P

DecisionS dedi ki...

aerials da fena diildir be köpük, gene de benim için Chop Suey.
geyip yapmak lazım, ben çocuklara bi yararım olsun diye şeetmiştim, herşey insanlar için iyisi de kötüsü de dediğin zaman pişmişsin demektir zaten

banyosuyu dedi ki...

vallahi pişmişte olabilirim.
hatta kavrulmuş azıcık yanmış bile olabilirim.
o yüzden tesir etmiyor bazı şeyler ya artık.
neyse ne sen çok iyi yaptın bunları yazmakla Deci.
cidden bir kişi bile faydalanacak olsa daha ne ister insan.
Ve evet Aerials ta pek fenadır yahu.

Kediye Kafa Atan Psikopat Fare dedi ki...

Yaşanmışlıklar üzerine yorum yapmayı her ne kadar doğru bulmasam da burda iki satır yazmadan geçemeyecem...


Ne olursa olsun eğer bugün bu satırları yazabiliyorsan güçlüsündür bence, yaşadıklarını yazamayan nice korkak insana göre.

Boşver dünü..Bugün burda mısın? Gerisi hikâye...

Eliza Doolittle dedi ki...

Chop Suey inanilmaz guzel ve evet, tastamam tehlikenin kiyisindaymis, ilk kez simdi dinledim. Dinlerken bi yandan da okudum, okurken gozlerim doldu, dolarken farkindalikla bitirmene gulumsedim, icimden "iyi olsun, farkinda olsun, guzel adam" diye gecirdim...

DecisionS dedi ki...

@banyoköpüü
korkmaya başlıom bak, fazla benzioz senle. Dimi? karanlık karanlık yazıcaklarına azcık emek harcasalar belki değişçek herşey

DecisionS dedi ki...

@fare
çok güçlüyüm, zor oldu anlamam ama evet küçük bi Devim ben,a am sen zaten bunu biliosun ;)

DecisionS dedi ki...

Doolittle, bazen saçımı okşayıp gülümsüyorsunuz, bazen koca adam diyorsunuz, yaşlı olan benim ama küçük kardeşiniz olmak ta pek hoşuma gidiyor.
sizi de çok seviyorum

Ful yaprakları dedi ki...

ne geçmişi düşün
ne gelecekten kork...

Manik dedi ki...

benim pictures ya da roulette sıranın başlarında =) banane diyeceksin bilsem de :P
ama bayadır dinlemiyorum, içimdeki hınç zaten dorukta... biliyorsun =/

DecisionS dedi ki...

Seni böyle görmek güzel Ful

DecisionS dedi ki...

@Manik
az sakin olup kulaklarını tıkamasan hoş hatun olcaksın . Sana ödev anlayana kadar tekrar tekrar okucaksın bu postu. Sonra gelip ben anladım diceksin, ben de test edicem.
Bu kadar zahmete katlanma diyorsun duyuyorum, ısırırım!

Başak BAŞOL dedi ki...

Decisions,

Bazen bloglara bakıyorum, karanlık, depresif, melankolik... okuduklarımdan anlıyorum , kolayca tanıyorum sahiplerini. ;bana ne teşhis koydun??Valla çok merak ettim:))

Öpüldün...

DecisionS dedi ki...

ben sana bilahare annatırım İstanbula gelince

Duygu dedi ki...

Decisions...
Yakın bir zamanda istanbula yolculuk var galiba:)
sevgiler....

DecisionS dedi ki...

Duygu :)

Zeugma dedi ki...

Duygu bilmiş demek ki :)
Hani gitmeyecektin bir daha İstanbul'a ???

:))

DecisionS dedi ki...

belli mi olur?